Ana Sayfa Yazı Segregated Witness’in Tehlikeleri

Segregated Witness’in Tehlikeleri

Bitcoin topluluğu Segragated Witness tartışmasına halen devam ediyor: SegWit - Ayrılmış Tanık, ağdaki ölçeklenebilirlik problemini çözecek mi yoksa bunun yerine daha fazla problem mi yaratacak?

PAYLAŞ

İspat Hukuku ile İlgili Problemler

Farklı bazı yazılarda anlatıldığı üzere, SegWit kafalarda yasal soru işaretleri oluşturmaktadır çünkü tüm dijital imza (witness, tanık) verilerinin, işlem verilerinden çıkarılmasına olanak vermektedir. Bu, bitcoin dijital imzalarının aynı zamanda elektronik sözleşme imzası olarak (örneğin akıllı sözleşmeler için) kullanılabilme kabiliyetinin altını oyacaktır. Diğer önemli bir yasal husus ise, blok zinciri işlemlerinin delile dayalı olarak doğrulanması. İdeal olarak, bitcoin ağının akıllı sözleşmelere güç verebildiği ve çok çeşitli veri transfer işlemlerinde kullanılabildiği bir dünyaya doğru gidiyoruz. Fakat böylesi bir dünyada, ileride olabilecek yasal bir anlaşmazlık durumunda şirketler ve tüketiciler bu işlemleri tasdik ve ispat edemezlerse ne olacak? Bu yazıda bu problemi ispat hukuku bağlamında inceleyeceğiz.

SegWit Bitcoin’i Ne Şekilde Değiştirmektedir

Satoshi Nakamoto tarafından yazılan özgün Bitcoin beyaz bülteni (ikinci kısım), “dijital imzalar zincirinden” oluşan “bir elektronik para” tanımlamaktadır. Her bir mutasarrıf (yani bitcoin sahibi) bir önceki ödemenin karmasının ve bir sonraki mutasarrıfın açık anahtarının karmasını dijital olarak imzalayarak ve bunları paranın sonuna ekleyerek, paranın idaresini bir sonraki sahibine devretmektedir. Alacaklılar, imzaların doğruluğunu teyit ederek iyelik zincirinin doğruluğunu tasdik edebilmektedir. İşlem bilgileri, harcanan paraların girdi ile çıktı bilgilerini içermektedir ve buna ek olarak bitcoin ödeme işlemi ile birlikte kayıt edilmek üzere daha fazla bilgi de taşıyabilmektedir.

Normal bir bitcoin işlemi, hem işlem hem de imza (tanık) bilgilerinin ikisini birden bir blok içine depolamaktadır ve imzalar toplam veri boyutunun yaklaşık %60’ına tekabül etmektedir. Bu da bitcoin işlemlerindeki imzaların e-imza kanunlarının gereksinimlerini karşılayabileceği anlamına geliyor. Bu kanunlar genellikle elektronik sözleşme imzalarının, sözleşme koşullarına “eklenmiş veya onlarla mantıklı bir biçimde ilişkilendirilmiş” olması şartını koşmaktadır ki bunlar da örneğin, bitcoin işlem verileri arasına kodlanabilirler. (Elbette tüm bitcoin dijital imzalarının aynı zamanda elektronik sözleşme imzası olması tasarlanmamıştır fakat aslen, eğer taraflar onu bu amaçla kullanmak isterlerse, elektronik sözleşme imza kanunlarının gereksinimlerini karşılayabilecek şekilde ayarlanmışlardır. Örneğin Alice bitcoin dijital imzasını kullanarak bitcoin ödeme işlemini (veya daha ileri bir düzeyde, koşulları ödeme verileriyle birlikte kodlanmış olan bir akıllı sözleşmeyi) imzalayabilir. Bu, iki amaca hizmet etmektedir: (1) ödemenin doğrulanarak, tasdik edilmek üzere bitcoin ağına yollanması ve ayrıca (2) elektronik sözleşme hukukuna uygun olarak ödeme işlemi veya akıllı sözleşme koşullarına rıza gösterildiğini teyit etmek için).

SegWit bu resmi nasıl değiştirmektedir? Doğrudan 1MB’lık blok boyutunu artırmak yerine SegWit imza ve ödeme bilgilerini ayırarak, blokun daha fazla işlem depolama kabiliyetini dolaylı olarak artıracaktır. Bu durumda SegWit, iki adet karma (hash) üretecektir: (1) imzaları değil, yalnızca ödeme bilgilerini içeren “sıradan” karma ve (2) hem ödeme hem de tanık bilgilerinin karmasını içeren bir “tanık karması”. Blok içinde yerleştirme sırasında, ödeme bilgilerini verimli bir biçimde depolamak amacıyla bitcoin protokolü hâlihazırda (bilgi karmalarından oluşan hiyerarşik bir veri iskeleti olan) Merkle ağacı kullanmaktadır ve Merkle kökünü, madenciliği yapılan her blokun başlık kısmına yerleştirmektedir. SegWit tanık karmalarını depolamak için ikinci bir Merkle ağacı oluşturmaktadır, fakat daha da önemlisi, düğümlerin imza bilgilerini tutmasını şart koşmamaktadır.

Esasen SegWit, imza bilgilerine yalnızca işlemlerin doğrulanması sırasında ihtiyaç duyulduğu ve dolayısıyla önemsiz oldukları için bunların terk edilebilecekleri varsayımını yapmaktadır. Önerinin asıl sahibi Pieter Wuille tarafından tarif edildiği üzere, “bu imzalara yalnızca doğrulama işlemi sırasında ihtiyaç duyulmaktadır”; Segwit “imzaları ödemenin bir parçası olmadıkları şeklinde değerlendirmektedir”, “yeniden tasarlanması, bu imza bilgilerinin çıkarılmasına imkân verecektir.” (Wuille, Bitcoin Core’a destekte yardımcı olan ve Segwit’in avukatlığını yapan bir blok zinciri teknolojisi şirketi olan Blockstream’in kurucu oraklarından bir tanesidir.)

Dahası, bitcoin düğümlerinin imza bilgilerini tutmaları şart koşulmayacaktır. Wuille’in daha ayrıntılı olarak izah ettiği üzere, “o sırada aslında tam doğrulama işlemi yapmayan bir düğüme yayın yapıldığı durumlarda SegWit, imzaların çıkarılmasına imkân vermektedir. Ayrıca bu bilgileri etkin bir biçimde işlem geçmişinden temizlemeye de olanak vermektedir. Belki de ağdaki tüm düğümler artık bunca yıllık emeği ispat altına gömülü olan gigabaytlarca imza verisini idare etmese de, sıkıntı olmaz.” Bu önemli bir husus çünkü SegWit, bitcoin düğümlerinin büyük bir kısmının imza bilgilerini tutmayı bırakması ihtimaline kapıyı açıyor; bunları tutmak basit bir biçimde hem daha az verimli, hem de daha masraflı.

Eğer düğümlerin çoğu imza bilgilerini çıkarırsa (ki muhtemel sonuç budur), blok zincirinin dünya genelinde ticari ödemeler için bir kütük defteri olarak güvenle hizmet vermesi ancak şu şekilde mümkün olur:

  • Bazı düğümler tüm imza verilerini depolamak üzerine uzmanlaşmayı seçerlerse. Böylece bu düğümler bitcoin ödeme ve imzalarını doğrulamak ve tasdik etmek için özel bir ağırlık sahibi olacaktır (güvenilir bir kaynak olarak). Fakat bu, Bitcoin’in dağıtılmış olması, güvene dayalı olmaması ve merkezi bir otoriteye dayanmaması fikrine tezat oluşturur.
  • Blok zinciri üzerinde iş yapan şirketler ve tüketiciler kendi işlem kayıtlarının bir kopyasını tutmak (veya tüm blok zinciri işlemleri ile birlikte imza bilgilerini depolayan kendi düğümlerini işletmek) zorunda kalacaktır ki ileride yasal işlemler veya denetimlerde ihtiyaç duyulması halinde imza bilgilerine erişim imkânları olsun. Fakat bu, devasa miktarda veri kopyalama işlemi gerektirir ve blok zincirini merkezsiz bir kütük defteri olarak kullanmanın verimli yanlarını ortadan kaldırır.

Delillerin Tasdiki

Mahkemelerde kullanılan ispat hukuku bağlamında SegWit, şirketlerin ve kullanıcıların blok zincirinde kaydedilmiş işlemlerin doğrulunu ispat etmelerini zorlaştıracaktır. Hukuk ve ceza mahkemesi duruşmalarında delillerin kabul edilebilmesi için önce doğruluklarının tasdik edilmesi gerekmektedir. ABD Federal Kanıt Kuralları Kanunu 901’e göre: “bir delilin tasdiki veya tespiti için, ibraz edilen ögenin ibraz edenin iddia ettiği şey olduğunu göstermeye yeterli olacak bulguları, ibraz edenin sunması gerekmektedir.” Bu zorunluluk, davacıların sahte veya tahrif edilmiş deliller sunmaya çalışmalarını engellemesi açısından önemlidir.

Uygulamada bu nasıl olmaktadır? Bir otomobil kazası ile ilgili bir davayı düşünelim. Sürücüler genellikle kazaya dair olay yeri fotoğrafları sunmaya çalışırlar. Kişisel bilgilerini kullanarak, kazanın vuku bulmasının hemen ardından akıllı telefonlarını kullanarak fotoğraf çektikleri ve fotoğrafların orijinal olduğu yönünde tanıklık yapabilirler. Benzer bir biçimde, ödemeler ve diğer ticari kayıtlar da mahkeme duruşmalarında ibraz edilebilirler fakat genellikle bu belgelerin doğruluğunu tasdik etmek için bir tanığın ifade vermesi gerekir. Örneğin bir hisse alım satımı ile ilgili olarak borsanız ile bir anlaşmazlık yaşarsanız borsa, hesabınıza ve ticari işlemlerinize dair tuttuğu elektronik kayıtları ibraz edebilir fakat çalışanlarından bir tanesi bu kayıtların doğru olduğuna dair şahitlik yapmalıdır. Benzer biçimde, siz de hisse ticaret işlem geçmişinizin matbu kopyalarını üreterek, bu çıktıların doğruluğuna dair şahitlik yapabilirsiniz. Dolayısıyla işlem kayıtları genellikle bu kayıtların ne olduğunu, nasıl dosyalandığını veya üretildiğini ve neyi ifade ettiğini izah edecek bir tanığa ihtiyaç duyarlar.

İmza Bilgisi Olmadan Blok Zinciri Tahsilatları Nasıl Doğrulanabilir?

Blok zinciri dünyasında bu nasıl iş görür? Eğer imza bilgilerinin kaydı tutulursa, işlemi doğrulamak için kullanılan bitcoin dijital imzası referans alınarak işlem kaydının doğruluğunun daha sonra tasdik edilmesi daha kolaydır. Bu ise blok zinciri kaydının “ibraz edenin iddia ettiği şey olduğunu” gösterme gereksinimini karşılamaya yardımcı olacaktır (bir başka deyişle, belirli bir işlemin blok zinciri tahsilat makbuzunun).

Fakat SegWit, imza bilgisinin işlem bilgisinden çıkarılmasına imkân sunarak, delilin tasdik edilmesi işini güçleştirmektedir. Eğer tüm düğümler imza bilgilerini idare etmezlerse, ilgili işlem bilgileri ile eşleştirmek üzere imza bilgilerinin doğruluğu konusunda kim tanıklık yapacak? İşlem ile doğrudan ilgili tarafların bunu yapabileceği umulur fakat ya bu taraflar imza ve işlem bilgilerini tutmaları için bitcoin düğümlerine güvenerek kendi kayıtlarını tutmadılarsa yahut kaybettilerse? Bu, imza bilgilerini eksiksiz tutmayı tercih eden düğümleri, yasal anlaşmazlıklarda bitcoin işlemlerini tasdik etmek için özel bir “güvenilir” konuma yerleştirmez mi (devlet ruhsatlı bir hizmet sağlayıcı gibi)? Yoksa şimdi böylesi bir imza üretilemediği halde, yalnızca bitcoin işlemi gerçekleştiği sırada bir imza kullanılmış olması gerekliliği, bir mahkemeyi tatmin eder mi?

Bu delil meseleleri, ABD’de federal seviyede de vuku bulacak. Blok zinciri coşkusu büyüdükçe, ABD eyalet yasama organları, blok zinciri ticari işlemleri için yeterli delilin ne olduğu konusunu irdelemeye başladılar. 2016 yılında Vermont Eyaleti H.868 yasasını yürürlüğe soktu. Bu yasa Vermont ispat hukukuna bir mevzuat eklemektedir (12 V.S.A. §1913). Bu mevzuat blok zinciri tabanlı dijital kayıtların artık ticari kayıt olarak değerlendirildiklerini ve dolayısıyla duyuma dayalı itirazlarda muteber (kabule şayan) olduklarını belirtiyor, fakat önemli bir detay ile, yalnızca blok zinciri kaydı kalifiye bir insanın yazılı tebliği ile tasdik edilmiş ise. Yine de insan merak ediyor, eğer SegWit, bitcoin işlemlerinin anahtar nitelikteki ögelerinin (imza bilgileri gibi) blok zinciri kayıtlarından çıkarılmasının veya değiştirilmesinin mümkün olduğunu ortaya çıkarırsa, diğer eyaletler de benzer adımlar atacak mıdır? Vermont delil kanunlarındakine benzer mevzuatın yasalaşabilmesi için, blok zinciri savunucularının blok zinciri kayıtlarının güvenilirliğine ve değiştirilemezliğine sahip çıkmaları gerekiyor. Fakat kanun yapıcılar bitcoin işlemlerinde şimdiye kadar her zaman kayıt altına alınan temel imza bilgilerinin çıkarılabileceğini bilselerdi, blok zinciri kayıtlarını (muteber) kabul etmekte bu kadar hızlı davranırlar mıydı?

Tanığa Duyulan İhtiyaç

Eğer tanık bilgileri hiçbir bitcoin düğümü tarafından tutulmazsa veya yalnızca bir kısmı tarafından tutulursa, bu durum ciddi bir soru işaretine neden olacaktır: (Eğer mevcut ise) hangi tanık, blok zinciri üzerindeki işlemleri yeterli bir biçimde tasdik edebilir? Konusu blok zinciri olmadığı halde, ABD Temyiz Mahkemesi, makineler tarafından üretilmiş delillerin kabul edilebilirliği üzerine sorulara cevaplar taşıyan bir göçmenlik davasını karara bağladı. (ABD ile Lizarraga-Tirado, 789 F.3d 1107 (9. Daire. 2015). Bu dava Law.com yazarlarından James Ching’i Haziran 2016’da Duyuma dayalı blok zinciri delilleri kabul edilebilir değil midir adlı bir blog yazısı yazmaya teşvik etti ve blok zinciri delillerinin mahkemelerde kabul edilebilirliğini sorgulayan başka çevrimiçi makalelerin yazılmasını tetikledi. Ching’in izah ettiği üzere, bir blok zinciri “tasdik (tahsilat) makbuzu, işlemleri doğrulama hususunda herhangi bir değere sahip olacak ise, hukuki ihtilaflarda kabule şayan olmak zorundadır. Bir makbuz, doğal olarak bir işlemin varlığını ileri sürdüğü için ticari kayıt vasfını haiz olması gerekir. Aksi takdirde Federal İspat Hukuku çerçevesinde duyuma dayalı olarak kabule şayan (geçerli) değildir.” (Bu blok zinciri delil meseleleri Haziran 2017 tarihli Blockchain Receipts: Patentability and Admissibility in Court – Blok Zinciri (Tahsilat) Makbuzları: Patentlenebilirlik ve Mahkemede Kabul Edilebilirlik adlı hukuki değerlendirmede daha kapsamlı biçimde incelenmiştir.)

Lizarraga davası, Meksika sınırından Amerika Birleşik Devletleri’ne (tekrar) usulsüz bir biçimde giriş yaparken yakalanan bir sanığın sınır dışı edilmesi üzerine idi. Sanık, ABD tarafına doğru sınırdan fiilen geçiş yapmadığını iddia ediyordu. Gel gelelim devlet, sanığın gözaltına alındığı olay yerine ait Google Earth uydu görüntülerini delil olarak sunmak ister. Bu görüntülerde sınır koruma görevlisinin tutuklamayı yaptığı yere (taşınabilir bir cihaz ile) koyduğu bir işaret de bulunmaktadır (görevlinin söylediği üzere sınırın ABD tarafında). Fakat bu harita imi, tutuklamanın gerçekleştiği yere yönelik görevlinin o anki izlenimlerini kaydetmek amacıyla, makine tarafından üretilmiş olan uydu görüntülerine, el ile (manuel olarak) eklenmişti.

Google Earth harita görüntülerinin ve müdafinin ABD sınırını geçip geçmediğini gösteren harita işaretinin mahkemede kabul edilebilirliğini değerlendiren Temyiz Mahkemesi, makine tarafından üretilmiş delillerin kabule şayan olduğu kararını vermiştir (ve ayrıca duyuma dayalı delil olmadığına [karar vermiştir] çünkü beyanı yapan bir insan değil makinedir). Fakat bununla birlikte mahkeme, bu delilin yine de onu doğrulayacak bir tanık gerektirdiğine hükmetmiştir. Makine delilini ibraz eden taraf “makinenin güvenilir olduğunu ve düzgün biçimde kalibre edilmiş olduğunu, ayrıca, makineye yüklenen verilerin (bu örnekte GPS koordinatları) hatasız olduğunu” kanıtlamak zorundadır. (Lizarraga-Tirado, 789 F.3d at 1110.) Mahkeme, “bir süreç veya sistemin tarif edilmesi ve onun hatasız sonuçlar ürettiğinin ispat edilmesi” yolu ile “o süreç veya sistemin” doğrulanmasının delil ikame kurallarına uygun olduğu notunu düşmüştür. Google Maps örneğinde, uydu görüntüleme ve GPS koordinatları Google Earth sisteminin nasıl işlediğine dair şahitlik yapabilecek olan bir Google çalışanı yahut bu program ile sık sık çalışan bir başka tanık tarafından doğrulanabilir. Buradaki anahtar husus “Google Earth’ün güvenilirliğini ve kesinliğini tespit etmektir.”

Bu doğrulama gereksinimi, mahkemeye delil olarak sunulan bir blok zinciri tahsilatına nasıl uyarlanabilir? Bitcoin ağı ve ticari kayıtları idare eden bir mekanizma olarak onun “güvenilirliği ve kesinliği” konusunda bir tanığın şahitlik yapması gerekecektir. Yukarıda bahsi geçen Blockchain Receipts – Blok Zinciri Tahsilatları adlı hukuki değerlendirme makalesi, hangi tip tanıkların bu işlevi görerek blok zincirini ve onun işlem kayıt sistemini izah edebileceğine örnekler vermektedir: “Bir borsa yazılımcısı, bir Bitcoin düşkünü, blok zincirinin bir benzerini geliştirmeye çalışan bir programcı, bir dijital sikke uzmanı veya bir yatırımcı, bunların herhangi biri duruşmaya tanık olarak getirilebilir.” Hem işlem hem de imza verilerini koruyan özgün bitcoin işlem biçimi bakımından, bu pekâlâ mümkündür. Fakat bu işi başarmak, düğümlere imza bilgilerini kaldırma imkânı veren SegWit ile daha zordur ve blok zincirine depolanan bilgilerin “güvenilirliği ile kesinliği” üzerine karmaşık delillendirme mücadelelerine yol açabilir.

Hukuki Riskler ile İlgili Düşünce Deneyleri

Arnhem – Hollanda’da yapılan 2017 Future of Bitcoin – Bitcoin’in Geleceği adlı konferansta Bitcoin Unlimited’in Baş Mühendisi Peter Rizun SegWit ile bitcoinlerin neden gerçek bitcoin olmayacaklarına dair bir sunum yaptı. Anlatımını renklendirmek için şu düşünce deneyini ortaya attı:

Farz edin ki bir SegWit adreste size ait 100 BTC bulunuyor ve birkaç gün sonra bunların size ait OLMAYAN bir adrese nakledildiğini fark ediyorsunuz. Hırsızlığı ispat etmek amacıyla ödemeyi doğrulayan imzayı bulmaya çalışıyorsunuz (özel anahtarlarınızın güvende olduğundan emin olduğunuz için imzanın düzmece olması gerektiğini düşünüyorsunuz) fakat tam da duruma yaraşır biçimde, hiç kimse bu bilgiyi kaydetmiş gibi görünmemektedir.

Paranızın çalındığını ispatlayabilir misiniz?

Ruzin’in düşünce deneyinde, cüzdanınızdan çalındığına inandığınız 100 BTC için bitcoin cüzdan üreticinize dava açtığınızı farz edin. Ruzin’in işaret ettiği üzere, ödemenin izniniz olmadan sahte bir imza ile yapıldığını ispat etmek için, ödemede kullanılan imzayı bulmanız gerekmektedir. Fakat tabi ki ödemeyi siz gerçekleştirmediğiniz için imzayı saklamış olmanız olası değildir. Ve eğer cüzdan sağlayıcınız yahut hiçbir düğüm, ihtilaflı ödeme ile ilintili imzayı saklamamışsa, şansınıza küsebilirsiniz. Cüzdan üreticiniz veya kendiniz, en fazla şunları ispat etmeniz mümkün olabilir: (a) bu 100 BTC için belirli bir gün ve saatte bir nakil işlemi gerçekleşmiştir ve (b) ödemenin o anda yetkilendirildiğini gösteren bir karma (hash) dizisi bulunmaktadır. Bunlar, o işlemi mahkeme delili olmaya uygun bir biçimde doğrulayarak kayıt altına almak için yeterli midir? Ve daha önemlisi, bu kısıtlı işlem kaydı tasdik edilmiş ve mahkemede kabul edilebilir olsa dahi, imza bilgilerini içermemektedir ve bu delil kullanılarak davadaki anahtar sorulardan birine cevap verilememektedir.

Ruzin’in örneğini bir adım ileri götürüyor ve blok zinciri üzerinde kayıt altına alınarak ve bir bitcoin dijital imzası kullanılarak tek bir tarafça elektronik olarak imzalanabilecek olan muhtemel akıllı sözleşmelere dayanan şu düşünce deneyini öneriyorum:

Alice, kullanılmış otomobilinizi satın almak amacıyla size 5 BTC ödemek için bir akıllı sözleşmeye girer. Sözleşmenin şartları bir SegWit adresine 5 BTC yollayan bir işlemin parçası olarak blok zinciri üzerinde kaydedilir. Alice’in bitcoin ödemesini doğrulamak için kullandığı dijital imza, aynı zamanda Alice’in akıllı sözleşmeyi onayladığını belirten dijital imza atma yolu olarak kullanılmaktadır (e-sözleşme hukukuna uygunluk amacıyla). [Diğer bir deyişle Alice elle bir sözleşme kâğıdına imza atmamaktadır, elle atılmış bir imzanın dijital bir kopyasını bir belgeye iliştirmemektedir veya başka bir yöntem kullanarak bir belgeyi elektronik olarak imzalamamaktadır.]

Alice daha sonra ödemeye onay vermediği gerekçesi ile akıllı sözleşmeye itiraz eder. Karşımızda, Alice’in akıllı sözleşmeyi gerçekten dijital olarak imzalayıp imzalamadığına dair yasal bir anlaşmazlık vardır. Fakat ödeme işlemi tasdik edilerek blok zincirine yerleştirildiğinde Alice’in imza bilgileri budanmıştır ve kendisi ödemeye dijital imza atmadığını öne sürmektedir. Elimizde Alice’in dijital imza olarak kullandığı özel anahtarın bir kaydı bulunmamaktadır.

Alice’in bu akıllı sözleşmeye dijital imza attığını ispat edebilir misiniz?

Bu düşünce deneyi SegWit dünyasındaki muhtemel ispatlama zorluklarını göstermektedir. Eğer Alice’in dijital imza olarak kullandığı özel anahtarın bir kopyasına sahip değilseniz ve hiçbir düğüm imza bilgilerinin kaydını tutmadı ise, Alice’in ihtilaflı akıllı sözleşmeyi dijital olarak imzaladığını ispat etmek daha zor olabilir.

Elektronik sözleşme meselelerinde olduğu gibi, yasal sistemler, bu delile dayalı ispat problemlerine cevap veren yollar keşfedebilirler. Fakat blok zinciri kayıtlarının yasal kovuşturmalarda delil olarak kabulünün önünde yeni engeller oluşturan SegWit, bu keşifleri daha zorlu hale getirmektedir. Bu riskler, işletmeleri blok zinciri üzerinde daha fazla faaliyet göstermekten caydırabilir ve ileride akıllı sözleşmelere güç verecek olan daha işlevsel bir Bitcoin 2.0 ağı oluşturmaya yönelik büyük vizyonu sekteye uğratabilir. Bitcoin topluluğunun, mahkemelere, düzenleyici kuruluşlara ve kanun yapıcılara, bitcoin kayıtlarının (ve özellikle de imzaların) güvenilir ve sahih olduğunu göstermesi gerekmektedir; bu çaba henüz yeni başlamaktadır ve SegWit gibi Bitcoin’in doğasında köklü değişiklikler yapacak olan öneriler tarafından bu çabanın altı oyulmamalıdır.