Ana Sayfa Yazı Para birimi olarak kalori

Para birimi olarak kalori

PAYLAŞ

Kalori: Tüm ekonomilerin para birimi

Birçok ekonomist finansal planlama için rakamsal verilerden oluşan bilgisayar çıktılarını kullanırlar. Bir dizi haneyi bir diğeriyle kıyaslamak suretiyle ekonomideki anlık eğilimleri tespit ederek bu eğilimlerden istifade edebilirler. Bu durum birçok insana normal gelir. Benim açımdan ise bu durum her zaman yapaydı, hala da öyledir. Her zaman hem insanlara hem de çevreye yardımcı olmak istemişimdir ve ekonomi hakkında bilgili olmanın, bu hedefe ulaşmak açısından uygun bir araç olabileceğini erken yaşlarda keşfetmişimdir. Gel gelelim, yalnızca bir artı değerler dizisi oluşturmaya yarayan bilgilerden daha fazlasını istiyordum.  Daha büyük bir şeyin peşindeydim. Evrensel gerçekler bulmaya çalışıyordum. Ekonomi hakkında yıldan yıla, kültürden kültüre değişmeyen, sabit bilgiler arıyordum. Fakire de zengine de faydası olacak, bizim kültürümüzde veya herhangi bir kültürde işe yarayacak bilgiler istiyordum. Ekonomi hakkında keşfettiğim gerçekler New York Borsası’nda değil antropolojide ve doğadaydılar.

Taş devrinden beri pek az şey değişti. Geçtiğimiz binlerce yıl boyunca olduğu gibi şimdi de fiziksel ve ruhsal afiyet, barınak, ateş ve yiyecek gibi bir takım temel ihtiyaçlara gereksinim duyuyoruz. Alt tarafı bu ihtiyaçları temin etme biçimimiz değişti. Örneğin, avcı toplayıcılar olarak kendi ihtiyaçlarımızı büyük oranda kendimiz görüyorduk. Barınaktan kıyafete, eğlenceye değin her birimiz kültürümüze ait her şeyi üretiyorduk. Günümüzde de aynı ihtiyaçlara sahibiz fakat şimdilerde bu ihtiyaçları çoğunlukla toplumsal, ticari ve parasal ağlar aracılığıyla karşılıyoruz.

Bununla beraber para illüzyonunun ardına baktığımız takdirde günümüz ekonomisinin de geçmiş tüm kültürlerin ekonomileri gibi dolar ya da Alman markı ya da yen değil de enerji birimi kaloriye dayandığını görürüz.

Kalori bir enerji ölçüm birimidir. Özel olarak tanımlamak gerekirse, bir gram suyun sıcaklığını bir derece Celsius yükseltmek için gerekli olan ısı miktarına kalori denmektedir. Yiyeceklerin kalorik değeri ölçülürken, ne kadar ısı yayacağını bulmak amacıyla yiyecekler tutuşturulurlar. İnsanlar bir günü geçirmek için yaklaşık olarak 2500 kalori yakıta ihtiyaç duyarlar. Tükettiğimiz kaloriler güneşten gelmektedir. Bitkiler güneş ışığını biz ve diğer hayvanların yiyebileceği yiyeceklere dönüştürürler. Petrol ve kömürde de güneş enerjisinden gelen kaloriler bulunmaktadır fakat bu enerji milyonlarca yıl önce yaşayan bitkiler tarafından soğurulan enerjidir. Bu ve diğer kaynaklardan gelen kaloriler nihayetinde tüm ekonomilerin temelini oluşturmaktadırlar.

Bizdeki onca finansal kuruluşa sahip olmayan atalarımızın ekonomileri bizimkilerden farklı görünüşlere sahip olabilseler dahi şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadırlar, henüz paranın icat edilmediği hatta ilk ticaret veya takasın gerçekleşmediği zamanlarda bile. Çok eski zamanlardaki atalarımızın paraları olmasa dahi yine de ekonomik kararlar almak zorundaydılar. Örneğin kalori elde etmek için biçebilecekleri türlü bitkiler ve avlayabilecekleri çeşitli hayvanlar çevrelerinde mevcut olduğu halde her hayvanı avlamak veya bitkiyi biçmek ekonomik değildi. Toplanması güç olan birçok yiyecek kaynağı mevcuttu ve süreç sonunda harcanan enerji elde edilenden fazla olabiliyordu. Sonuç kalorik bütçe açığıydı. Bir yiyecek kaynağının ekonomik olması için insanların harcadıklarından fazla enerjiyi ve buna ek olarak alet yapımı, barınma, uyku, şarkı söyleme ve dans etme gibi diğer günlük işler için yeterli olacak bir miktarda enerjiyi o yiyecekten elde edebilmesi gerekiyordu. Önceleri yalnızca yiyeceklerden kalori elde ettiler. Sonraları yakacak odun formunda ek kalori elde etmeye başladılar; yakıt kalorisi.

Para yalnızca günümüzde enerji birimi kaloriyi ifade etmekte kullandığımız bir jetondur. Açıkçası onu insan enerjisi veya insan üretkenliğini temsil etmekte kullanıyoruz. Her birimiz ihtiyaç duyduğumuz diğer ürün ve hizmetler karşılığında başkalarıyla takas etmek üzere ürün ve hizmetler üretiyoruz. Sağladığımız ürün ve hizmetler için büyük miktarda enerji harcıyoruz, herkesin harcadığı gibi. Para bu enerjiyi temsil etmektedir ve enerjilerimizi takas etmemizi kolaylaştırmaktadır. Bir ürün üreterek onu satarsam böylece ona harcadığım enerjinin karşılığını almış olurum. Daha sonra bu parayı kullanarak başka bir kişiden başka bir ürün alabilirim. Enerjilerinin karşılığı olarak onlara paramı veririm. Nihayetinde onların enerjisini karşılığında kendi enerjimi takas etmiş olurum ve para sadece bu takas sürecini kolaylaştıran bir şeydir. Basit olması amacıyla paranın insan enerjisi veya insan emeğini temsil eden bir jeton olduğunu söylemek mümkündür.

Para ayrıca yakıt kalorilerini de temsil etmektedir fakat doğrudan doğruya değil. Bir kişi bir gününü (ve birkaç bin yiyecek kalorisi) harcayarak on binlerce hatta milyonlarca yakıt kalorisi temin edebilir. Bu yakıt yakacak odun, petrol, uranyum veya herhangi bir tür yakıt olabilir. Muazzam miktarda yakıt kalorisi elde etmek için nispeten küçük bir miktar insan emeği harcamak yeterlidir. Ardından bu yakıt kalorileri üretimimizi artırmak amacıyla işe koyulabilirler. Bir insan günde ancak birkaç bin kalori yiyecek tüketebilir, dolayısıyla her gün yapabileceği iş miktarı sınırlıdır. Fakat bir insan aynı zamanda yüz binlerce yakıt kalorisi yakan makineler işleterek üretimi artırabilir. Yakıt kalorileri ucuz köle işgücü gibidir, her birimiz için 100 ile 300 kölenin 24 saat boyunca çalışmasına eşdeğer kaloriyi her gün sağlamaktadırlar. Epey yakıt kalorisi elde etmek için biraz yiyecek kalorisi harcıyoruz. Ardından yiyecek ve yakıt kalorilerini birlikte harcayarak kültürümüzün ürünlerini ortaya çıkarıyoruz.

Paranın yalnızca insan emek kalorilerini temsil ettiği söylenebilir çünkü yakıt kalorisi elde etmek için insan emeği gerekmektedir. Yine de her birimiz işlerimizi görmek için yiyecek ve yakıt kalorilerinin bir bileşimini kullanmaktayız yani paranın hem yiyecek hem de yakıt kalorilerini temsil ettiğini söylemek münasip olmaktadır. Yakıt kalorileri yiyecek kalorilerine göre açık bir biçimde daha az değere sahiptir çünkü bulunmaları çok daha kolaydır. Yiyecek enerjisinden milyonlarca kat fazla yakıt enerjisini ülkemizde rahat bir biçimde harcadığımız halde yakıt kalorilerinin masrafı ülkemizde ürettiğimiz tüm ürün ve hizmetlerin maliyetinde yalnızca yüzde 3-4 yer kaplıyor. Bu, kültürümüzün onca enerjiyi elde etmek için insan emeğinin yalnızca yüzde 3-4’lük bir kısmını harcadığı anlamına geliyor. Masrafların kalanı tüm bu enerjiyi işe koşarak ürünlerimizi üreten insanlara gidiyor. Paranın her ikisini de ifade etmekte kullanılan bir jeton olduğu anlaşıldığı sürece gıda ile yakıt kalorilerinin tam oranının gerçek bir önemi bulunmuyor.

Bugün elimize aldığımız her ürün yiyecek ve yakıt kalorileri tarafından şekillendirilmiştir. Örneğin basit bir su bardağı yeryüzündeki madenlerden çıkarılan kaynaklar ile üretilir ve insan gayretinin yiyecek kalorilerinin yanı sıra şu ya da bu kaynaktan elde edilen yakıt kalorileri ile birleştirilerek şekillendirilir.  Bu gıda ve yakıt kalorilerini sağlayan insanlar ekonomimizin tamamı için bir zemin temin ediyorlar. Doğrudan veya dolaylı olarak günlük işlerimiz sırasında bize güç veren enerjiyi üreten insanlar için ürünler ve hizmetler üretmekteyiz. Bunun karşılığında harcadığımız enerjiyi karşılamak için bize yiyecek veya yakıt kalorisi cinsinden ödeme yaparlar. Üstüne bir de ihtiyaç duyduğumuz ürün ve hizmetleri almakta kullanabileceğimiz fazlalık kaloriler verirler.

Para ile ödeme yaptığımız fikrine kapılabiliriz ama esasında kalori ile ödeme yapmaktayız. İşyerimizde kalori kazanırız. Ardından onları destek olmak amacıyla başkalarına aktarırız ve karşılığında ürün ve hizmetlerini alırız. Para adını verdiğimiz malzeme aslında yalnızca kalorileri temsil eden jetonlardır. Para olmasaydı ortalıkta yiyecek torbaları ve şişeler dolusu benzin veya elektrik yüklü piller ile gezmemiz gerekirdi. Para yalnızca kalorileri temsil eden bir jetondur ve hayatı epey bir kolaylaştırmaktadır.

Para ile ilgili tek sorun şudur ki insanlar onun gerçek zenginlik olduğu illüzyonuna kendilerini kaptırırlar. Para kazanmak için rakamlarla oynarlar fakat gerçek zenginlik üretmeyi başaramazlar. Reklamlarda, zengin olma projeleri ve siyasal konuşmalarda insanları her gün bunu yaparken işitebilirsiniz. Önerileri matematiğe göre makul görünüyor olabilir fakat kalori cinsinden düşündüğünüz takdirde bu planların nadiren gerçek zenginlik oluşturduklarını keşfedersiniz. Bu kitap size para yerine kalori hakkında düşünmek konusunda yardımcı olacak çünkü kalori akış yönü doğruca gerçek zenginliğe işaret etmektedir.

Nihayetinde ekonomimiz tüm cihetleriyle kalorilere bağlıdır; enflasyon, sigortacılık, menkul kıymetler ve faiz de dahil olmak üzere. Örneğin sigortacılığı bir düşünün. İlkel bir ekonomide sigorta, başınıza bir kaza geldiğinde kalorilerinin bir kısmını sizinle paylaşacak komşulara sahip olmak anlamına geliyordu. Siz de ihtiyaç anında onlar için aynı şeyi yapıyordunuz. Sigortacılık günümüzde de buna benzer. Hepimiz ortak bir fona kalori öderiz ve ihtiyaç sahibi bireyler veya aileler bu fondan çekim yaparlar. Örneğin bir kimsenin evi harap olduysa o kişi evi yeniden inşa etmeye yetecek kadar kaloriyi fondan çeker.

Kendi evini inşa etmiş biri olarak ev inşa etmenin epey kalori gerektirdiğini söyleyebilirim. Dolayısıyla evi harap olan insan evi inşa edecek olan marangozlara yakıt olması amacıyla büyük bir miktar kaloriyi ortak fondan çeker. Marangozların yakıtı için ve üstüne bir de marangozların ihtiyaç duydukları ürünleri alabilecekleri kadar fazla kalori ödeme yapar. Geçmiş ekonomilerdeki sigortacılık ile bizim ekonomimizdeki sigortacılık arasında yalnızca bir tane önemli fark bulunur. Geçmiş ekonomilerde tüm üyeler kalori üretiyorlardı ve buradan sigorta havuzuna katkı yapıyorlardı. Günümüzde bizim ekonomimizde sigorta acenteleri havuz için üretim yapmamaktadırlar. Ürettiğimiz kalorilerden bir miktar pay ile onları idame ettiriyoruz ve onlar da kalori havuzuna göz kulak olarak ve ihtiyacı olanlara ondan idareli bir biçimde dağıtarak bunun karşılığını ödüyorlar.

Benzer bir biçimde bankalar da esasen insanların ihtiyaç fazlası kaloriye sahip olanların bunları depolayabildikleri yahut yeterli miktara sahip olmayanların borç alabildikleri yerlerdir. Evini yapan bir çiftçi ailesini doyurmak için komşunun ihtiyaç fazlası kalorilerini ödünç aldığında, ilkel bankacılık ortaya çıkmış olabilir. Belirli bir miktar kaloriyi ödünç alırken bir sonraki sezon yetiştirecekleri ürün ile geri ödeme yapacakları sözünü vermiş olabilirler. Bu sene evlerini inşa edebilirler. Bir sonraki yıl tarım yaparak borcu ödeyebilirler ve bu sırada hizmetin karşılığı olarak geriye fazladan kalori verirler, ki buna faiz diyoruz. Günümüzde bankacılar kendileri hiç kalori üretimi yapmadıkları halde iaşelerini temin edebilmektedirler. Nihayetinde bize verdiklerinden fazlasını onlara geri ödeyeceğimiz taahhüdüne karşılık bizlere ödünç kalori vererek kendilerini idame ettirmeyi başarıyorlar.

Bankalardan kalori ödünç almanın yanı sıra birçoğumuz onları bankalarda saklıyoruz. Bankalar, onlara tekrar ihtiyaç duyacağımız güne değin kalorileri saklamak için genellikle güvenli yerlerdir. Bankacılar, bizim olanı almak için geri geldiğimizde onu bize verebildikleri sürece onlara verdiğimiz kalorileri başkalarına ödünç vererek kendilerine kalori geliri elde edebileceklerini keşfetmişlerdir. Eğer birçok insan kalorilerini bankada saklarsa, hepsinin aynı gün paralarını çekmek için gelmeleri düşük bir ihtimaldir, dolayısıyla banka elindeki toplamın büyük bir kısmını ödünç olarak dağıtabilir.

Enflasyon dahi kalori yönünden ele alınabilir. Enflasyon alt tarafı kaloriler ve kalorileri temsil eden jetonlar arasındaki değişken ilişkiyi tarif etmek için kullandığımız bir kelimedir. Eğer belirli bir miktar jeton (para) geçmişteki miktar kadar kalori karşılığında takas edilemiyorsa enflasyon vardır. Enflasyona genellikle jetonları yapan kaynak sebep olur. Bu genellikle bir devlettir. Enflasyon ayrıca bankacılık kuruluşlarından etkilenir. Bu, sonraki bir bölümün konusu.

Menkul kıymetler de kaloriler ile ilintilidir. Hisse senetlerine yatırım yaptığınızda bankacı ve kumarbaz haline gelirsiniz. İşlerini kurduğu sırada maişet olarak ihtiyaç duyacağı kalorileri bir şirkete borç olarak verirsiniz. Ardından iş kurulup çalışmaya ve insanların getirdiği kaloriler karşılığında ürünler ve hizmetler takas etmeye başladığında gelirlerden bir pay alırsınız.  Eğer yatırım net gelir getirmekte başarısız olursa işletme iflas eder. Yatırdığınız kaloriler alın teri olarak harcanmıştır fakat getiri yoktur.

Netice olarak, taş devrinden bu yana çok az şey değişti. Kalori, ekonomik zenginliğin evrensel ölçüsü olmayı çağlar boyunca sürdürdü. Her birimiz alt tarafı harcadığımızdan daha fazla kalori temin etmeye çalışıyoruz.