Ana Sayfa Yazı e-Seçimlere doğru

e-Seçimlere doğru

PAYLAŞ

Avrupa Parlementosu Belgelerine Göre Demokrasinin Geleceği Blokzinciri Tabanlı E-Seçimler 

Giulio Prisco Oct 05, 2016

Eğer sonuçları hakkındaki görüşler bir yana bırakılırsa, Büyük Britanya’da geçenlerde yapılan Brexit referandumu, doğrudan demokrasinin hoş karşılandığı bir örnek olarak görülebilir. Doğrusunu söylemek gerekirse, genelde arzu edilen şey, politikacıların arabuluculuklarını baypas geçip, vatandaşların önemli hususlarla ilgili tercihlerini doğrudan ifade etmelerine müsade etmektir.

O halde, doğrudan demokrasi neden daha sıkça kullanılmıyor? Sebeplerden biri şu, seçimleri organize etmek ve yürütmek için paraya ihtiyaç vardır. Bir diğeri ise, oy kullanmak hala bir lokasyona bizzat gitmeyi gerektiren 20.yy (yada 19.yy) ‘a ait bir aktivite. O yüzden oy kullanmak, evlerini terketmeden her işini internetten halletmeye alışmış olan 21.yy’ın vatandaşları için fazla zahmetli bir iştir.

2 Ekim tarihinde, Macaristan vatandaşları, A.B. tarafından dayatılan mülteci kotalarını kabul edip etmeme konusunda bir karar alabilmek için referanduma çağrıldılar. Sorun, Macaristan’da çok hırslı tartışmalara yol açtığı ve hala ele alındığı halde, nüfusun sadece yarısından azı oy kullandı. Bu, kısmen azınlık partilerinin kazanamayacaklarını bildikleri için destekçilerine seçimlere katılmamaları talimatını vermesi yüzünden böyle oldu. Fakat diğer bir neden de bir çok seçmen gidip oy kullanmaya üşendi. 

Genellikle, oy kullanma hakkına sahip seçmenlerin sadece yarısı yada daha azı bir referandumda oyunu kullanır, üstlenilen maliyette göz önünde bulundurulduğunda bu, doğrudan demokrasiyi  işe yaramaz hale getirir. İdari ve siyasi seçimlere ortalama katılım oranları da pek yüksek sayılmaz. Görünüşe bakılırsa dünyanın bir elektronik seçim teknolojisine ihtiyacı var.İdeal olarak evde yaptığımız e-bankacılık gibi e-seçimleri de evden yapabilmemiz gerekir.

Yakın bir tarihte yayınlanan “Blokzinciri seçimlerde devrim yaratsa ne olur?” başlıklı  Avrupa Parlementosuna ait bir belgede şu ifadeler kullanılıyor:

Yüzyılın başından beri, e-seçimler ümit vadeden ve (nihayetinde) kaçınılmaz bir gelişme olarak görülüyor. Bunun gerçekleşmesi, seçimlerin maliyetlerini düşürerek basitleştirebilir ve süreci hızlandırabilir, ve hatta oy kullanan seçmen sayısında artışa yol açarak daha güçlü demokrasilerin oluşmasına yardımcı olabilir.

Bu belge, Avrupa Parlementosuna ait web sitesinde bulunan Tink Tank bölümündeki makalelerden bir tanesi. Bunlar “A.B.’nin yeni yasalarını biçimlendirecek belgeler” olarak nitelendiriliyorlar.

Makalenin  yazarı, Philip Baucher, Avrupa Parlementosu Bilim ve Teknoloji Tercihlerini Değerlendirme (STOA) biriminde bulunan Bilimsel Öngörü hizmetlerinin bir üyesi. Boucher’a göre iki seçeğimiz var: 

ya seçimleri yönetmeleri için merkezi otoritelere güvenmeye devam edeceğiz, yada blokzinciri teknolojisini kullanarak seçim kayıtlarını açık bir şekilde vatandaşlar arasında dağıtacağız.

E-seçimler için güvenlik, açık ve çetrefilli bir sorun. Elbette e-bankacılık gibi, “e-hayat” ‘ın diğer yönleri de önemli güvenlik kaygıları yaratıyor. Genelde e-bankacılık işlemlerinde güvenlik, çok-faktörlü-kimlik-doğrulama yoluyla sağlanıyor, bunun yanında bazı yüksek-güvenlik uygulamaları biyometrik de kullanıyorlar. Bir fark ise şu, toplum herkese, gelir ve eğitim düzeyi ne olursa olsun, seçimlere kolay katılımı garanti etmek zorunda. O yüzden, blokzinciri tabanlı seçimlerin ilk önce özel kuruluşlar tarafından uygulamaya sokulma  olasılığı daha yüksek görünüyor.

Genelde oyların kaydı, idaresi, sayımı ve kontrolü merkezi bir otorite tarafından yapılıyor. Blokzinciri tabanlı e-seçimler (BTS) sayesinde seçmenler bu görevleri kendi başlarına yapacak güce sahip olurlar, çünkü bu sistem seçim kayıtlarının birer kopyasını ellerinde tutmalarına yarıyor

diye ifade ediyor Boucher.

BTS ile izlenecek muhtemel bir metod, e-seçimlere özel blokzinciri oluşturmak olabilir, hatta belli bazı seçimler veya nüfusun belli bir kısmı için bile olabilir. Buna benzer uygulamalar yasamacılar ve bürokratlar tarafından sıklıkla tercih ediliyor, fakat Boucher bundan daha yaratıcı ve iddialı.

Daha ucuz ve kolay olabilecek bir ikinci metod ise seçimleri daha yerine oturmuş bir blokzinciri üzerinde yürütmek, mesela sanal para bitcoin’in kullandığı zincir üzerinde. Madem bir blokzinciri defterinin güvenliği kullanıcı tabanının genişliğine dayanıyor, o zaman bu metod az sayıda oy verenlerin olduğu seçimler için daha da güvenli olabilir.

diyor Boucher. Bu görüşün daha önce, açık ve müsadesiz Bitcoin blokzincirini savununan ve kriptografi uzmanı Nick Szabo’nun öne sürdüğü ile benzerlik taşıması ilginç bir detay.

Öyle geliyor ki,  BTS şu anki seçim sisteminden daha ucuza mal olacağı kaçınılmaz. Fakat Boucher’in bahsettiği kaynaklardan bir tanesi, e-seçimlerle ilgili yukarıda vurgulanan avantajlar konusunda kuşkulu — özellikle de katılımı arttıracağı konusunda. Aslına bakılırsa, BTS’yi daha doğal ve kolay bulabilecek “dijital yerlileri” olarak nitelendirilen genç kesim , anketlere göre, oy kullanmakla pek ilgilenmiyor.

Buna rağmen BTS’nin başka siyasi avantajları olabilir. 

Asıl tartışma, blokzincirinin büyük bir dönüşüm mü, yoksa sadece marjinal bir gelişme mi olacağı hakkında, ve de acaba demokrasinin geleceğine ne gibi etkileri olabilir. BTS güç ve güveni, seçim makamları gibi merkezi aktörlerin elinden alabilir ve teknoloji-destekli toplumsal mutabakatın gelişmesine teşvikte bulunabilir.

diye ifade ediyor Boucher.

Boucher tarafından verilen kaynaklardan biri de Susanne Tarkowski Tempelhof ile yapılan Bitcoin Magazin Sitesinin yaptığı röportaj. Tarkowski Tempelhof aynı zamanda blokzinciri-tabanlı “ Yönetim 2.0” girişimi olan Bitnation’ın da CEO’su.  Bir diğer Bitcoin Magazine röportajında konuyla ilgili şunları söylüyor:

Ulusal devlet hükümetlerini ve Birleşmiş Milletler gibi örgütleri artık ihtiyaç duyulmaz hale getireceğimize inanıyoruz, bunu da basitçe, daha ucuz, daha güvenli Kendin-Yap türünden yönetim hizmetleri sunarak başarabiliriz.

Avrupa Birliğine ait bir kuruluşta memur olan Boucher muhtemelen Tarkowski Tempelhof tarafından savunulan fikirlerin sonuçlarının ne kadar arzu edilir olduğunu sorgulayacaktır. Fakat şu bir gerçekki, Avrupa Parlementosuna ait belgedeki görüşlerin bazıları, merkezi olmayan bir siyasetin arzu adilen bir netice olduğunu gösteriyor. Bunun en azından iç açıcı bir gelişme olduğunu söylemek mümkün.

BTS şeffaf, merkezi olmayan, tabandan-tepeye insanlar tarafından yönetiliyor. Geleneksel seçimlere katılmak devlet otoritesini pekiştirirken,  BTS’ye katılım ise halkın üstünlüğünü öne çıkarıyor. Bunun ışığında, BTS ve daha doğrudan, merkezi olmayan ve tabandan-tepeye demokrasiye doğru geçiş arasında bağlantı kurulması pek şaşırtıcı değil.

Bir yorum yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here